MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2762 E., 2025/1242 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 4. İş Mahkemesi
SAYISI: 2022/273 E., 2023/164 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20.04.2017-06.05.2019 tarihleri arasında davalı bünyesinde bina görevlisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesininin 06.05.2019 tarihinde davalı tarafından müvekkilinin ikâmet ettiği görevli dairesinden hakaret edilerek fiilen çıkartılması ile haksız olarak sona erdirildiğini, taraflar arasında 18.04.2019 tarihinde noter huzurunda kısmi süreli iş sözleşmesi imzalandığını, kısmi süreli iş sözleşmesinde müvekkilinin çalışma düzeninin ayda 30 gün ve günde 1 saat olarak belirlendiğini, ancak davalı tarafından iş bu sözleşme hükümlerine uyulmadığını, müvekkilinin haftada 30 saatin üzerinde çalıştırıldığını belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın, davacının tam zamanlı çalışıp çalışmadığının ispatı bakımından dava konusu apartmandaki kat ve bağımsız bölüm sayısı ile ısıtma türüne göre, her gün düzenli şekilde kalorifer yakma, çöp toplama, apartman sakinleri için alışveriş yapma, bahçe temizliği/tanzimi, apartman ortak yerlerinde temizlik yapma gibi hizmetlerin yerine getirilip getirilmediği ve yapılan işlerin gün içinde aldığı zaman diliminin belirlenmesi, buna göre tam zamanlı mı yoksa kısmi süreli çalışma mı olup olmadığının tespiti ile kısmi süreli çalışmanın kabulü hâlinde, günlük çalışma saatine göre haftalık ve aylık çalışma süresinin kaç gün olduğunun kuşku ve şüpheye yer kalmayacak biçimde belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince ortadan kaldırıldığı, kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi marifetiyle mahallinde keşif yapıldığı, dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları ve bilirkişi marifetiyle yapılan keşif neticesinde, davacının bina temizliği, çöp toplama, bahçe bakımı, otopark ve bina çevresi temizliği yaptığı, binadaki dairesi sayısı da dikkate alındığında davacının tam zamanlı çalıştığı kanaatine varıldığı, işveren tarafından iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde haklı nedenle feshedildiği ispat edilemediğinden davacının bu fesih nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanına göre davacının fazla çalışma yaptığı ve hafta tatili günleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışma yaptığı ayrıca davalı işverence sunulan belgelere göre davacının kullanmadığı 28 günlük yıllık ücretli izninin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin davalı işyerinde apartman görevlisi olarak çalıştığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif birlikte değerlendirildiğinde; davacının günde bir saat üzerinden çalışmasının mümkün olmadığı ve davacının çalışmasının kapıcılık yönüyle tam zamanlı olduğunun anlaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı ile belirlenen eksikliklerin tamamlanmadığını, mahallinde yapılan keşif üzerine hazırlanan bilirkişi raporunda sadece davacının çalışmış olduğu binanın ne kadar büyük olduğundan, yüz ölçümünden bahsedildiğini, bir binanın büyük olmasının kapıcısının kendisinden beklenen tüm vazifeleri ifa ettiğini göstermeyeceğini,
2. Konut kapıcısı işçinin, davalı işyerinde günde 1 saat /ayda 4 gün mesai yapmak suretiyle kısmi süreli olarak olarak çalıştığını, kısmi süreli çalışma hâlinin davacı işçinin hizmet süresi boyunca devam ettiğini,
3. Davacının, tüm hizmet süresince ücretinin eksik ödendiğine ilişkin beyanının gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacı işçinin davalı işyerinde kısmi süreli olarak çalışıp çalışmadığı, bu doğrultuda ücretinin tespiti ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, hafta tatili, yıllık ücretli izin, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkindir.
Kapıcı ile binanın sahibi ya da kat malikleri kurulu arasında yapılmış olan iş sözleşmesinin tam süreli ya da kısmi süreli olarak yürürlüğe konulması mümkündür. Özellikle bağımsız bölüm sayısının az ve eklentiler ile ortak alanların da yoğun bir iş hacmini gerektirmeyecek durumda olduğu hâllerde, kapıcının günlük 7,5 saat ve haftalık 45 saat olağan çalışmaya göre daha az sürelerle çalıştırılması imkân dâhilindedir. Kısmi süreli iş sözleşmesi yazılı olarak yapılmamış ise işyerinin özelliği ve işin niteliğine göre çalışma olgusu kanıtlanabilir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 13. maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin tam süreli çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az olarak belirlendiği iş sözleşmesi, kısmi süreli iş sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Normal haftalık çalışma süresi ise aynı Kanun'un 63. maddesinde, haftalık en çok 45 saat olarak açıklanmıştır. 4857 sayılı Kanun'un 13. maddesinde emsal işçiden söz edilmiş olmakla, kısmi süreli iş sözleşmesinin belirlenmesinde esas alınacak haftalık normal çalışma süresi tam süreli iş sözleşmesi ile çalışan emsal işçiye göre belirlenecektir. Kanun'un 63. maddesinde yazılı olan haftalık iş süresi, azamidir. Buna göre o işkolunda emsal bir işçinin ortalama haftalık çalışma süresi, haftalık 45 saati aşmamak şartıyla belirlenmeli ve bunun önemli ölçüde azaltılmış olup olmadığına bakılmalıdır.
4857 sayılı Kanun'un 63. maddesi kapsamında çıkarılan İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 6. maddesine göre “ İşyerinde tam süreli iş sözleşmesi ile yapılan emsal çalışmanın üçte ikisi oranına kadar yapılan çalışma kısmi süreli çalışmadır”. 4857 sayılı Kanun'un 63. maddesi gerekçesinde “üçte ikisinden az” olan çalışma ifadesi kullanılmışken Yönetmelik'te üçte iki oranına kadar yapılan çalışmalar kısmi çalışma sayılmıştır. Bu durumda emsal işçiye göre 45 saat olarak belirlenen normal çalışmanın taraflarca 30 saat ve daha altında kararlaştırılması hâlinde, kısmi süreli iş sözleşmesinin varlığından söz edilir.
Kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçinin ücreti ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı süre ile orantılı olarak ödenir.
4857 sayılı Kanun'un 5/2 hükmünde; işverenin, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamayacağı düzenlenmiştir.
Kısmi süreli çalışma, 4857 sayılı Kanun'da yer almasına rağmen kıdemin nasıl belirleneceği ihbar, izin gibi haklardan nasıl yararlanacağı, bu haklarla ilgili hesap şekli yine normatif olarak düzenlenmiş değildir. Konu, yargı kararlarıyla çözüme kavuşturulmaktadır. Buna göre, kısmi çalışma ister haftanın bir veya bazı günleri çalışma şeklinde gerçekleşsin, ister her gün birkaç saat şeklinde olsun, işçinin işyerinde çalışmaya başladığı tarihten itibaren bir yıl geçince kıdem tazminatı hakkının doğabileceği ve izne hak kazanacağı Dairemizce kabul edilmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 12.2.2008 tarihli ve 2007/31462 Esas, 2008/108 Karar sayılı kararı). Hesaplamada esas alınacak ücret ise işçinin kısmi süreli çalışma karşılığı aldığı ücret olmalıdır.
Kısmi süreli iş sözleşmesi kapsamında çalışan işçi yönünden ihbar önelinin de iş ilişkisinin kurulduğu tarih ile feshedilmek istendiği tarih arasında geçen süre toplamına göre belirlenmesi gerekir.
4857 sayılı Kanun'un 46. maddesi uyarınca hafta tatili, yedi günlük zaman dilimi içindeki yirmidört saatlik dinlenme hakkını ifade etmektedir. Kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin, haftanın yedi günü çalışmasına rağmen hafta tatili ücret alacağının ödenmemesi durumunda bu alacağıın kısmi süreli çalışma esasına göre yapılacak hesaplama ile hüküm altına alınması gerekir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 23.12.2020 tarihli ve 2020/3437 Esas, 2020/19928 Karar sayılı kararı).
Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'nin 13. maddesinde kısmi süreli ve çağrı üzerine çalışan işçilerin izin hakkı bakımından tam süreli işçilere göre farklı bir uygulamaya tâbi olamayacakları açıklanmıştır. Bu durumda bir yıllık çalışma süresini dolduran kısmi süreli çalışan işçinin izin hakkı vardır.
Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde, davacının kısmi süreli iş sözleşmesi ile ayda 30 gün ve günde 1 saat çalışmasının kararlaştırıldığı, ancak davalı işveren tarafından sözleşme gereği yerine getirilmeyerek davacının haftada 30 saati aşacak şekilde çalıştırıldığı, çalışmasının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de aynı şekilde devam ettiği iddia edilmiş; İlk Derece Mahkemesince davacının tam zamanlı çalıştığı kabulüne göre hüküm kurulmuştur.
Davacı tarafından yapılan işin niteliği, işyerinin özelliği, Mahkemece yapılan keşif ve davacı tanığı ...’nin beyanı birlikte değerlendirildiğinde; davacının sadece günün belli bir saatinde çöp topladığı, temizlik işinin her zaman olmadığı, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça tam zamanlı çalışmayı gerektirecek başka bir çalışmanın varlığının yöntemince ispatlanamadığı anlaşılmış olup dosya kapsamına göre davacının günlük çalışmasının 4 saat olduğu ve davacının kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı kabul edilerek talep edilen alacakların değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine davacının tam zamanlı çalıştığı kabulüne göre verilen karar hatalı olduğundan bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.