Sözlerin ağırlığına göre değişir. Şeref ve namusa dokunan sözler ile asılsız isnatlar tazminatsız fesih sebebidir. Bu ağırlığa ulaşmayan aleyhe sözler, çalışma düzenini bozdukları takdirde geçerli fesih sebebi oluşturur ve tazminatlar ödenir. Yakınma ya da eleştiri niteliğindeki ifadeler ise fesih sebebi oluşturmaz.
Yasal Dayanak
4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-b hükmü uyarınca, işçinin işverene, ailesine veya işverenin diğer bir işçisine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması haklı fesih sebebidir.
Bu ağırlığa ulaşmayan sözler bakımından ise değerlendirme m. 18 çerçevesinde yapılabilir.
Ayrımın Sınırı
| İfadenin niteliği | Hukuki sonucu |
|---|---|
| Yapıcı ve objektif eleştiri, işletmedeki aksaklıklara yönelik yakınma | Fesih sebebi oluşturmaz |
| Ağır nitelikte olmayan aleyhe sözler, çalışma düzenini bozuyorsa | Geçerli fesih olabilir (tazminatlar ödenir) |
| Şeref ve namusa dokunan söz, hakaret, asılsız isnat, sataşma | Haklı fesih (tazminatsız) |
Daire, bu ayrımı belirlerken üç hususu ayrıca gözetmektedir. Birincisi, m. 25 kapsamına girecek ağır sözlerin işverenin veya vekilinin tahriki sonucu söylenmiş olması hâlinde fesih haklı değil geçerli sayılır. İkincisi, belirli bir uzmanlık alanına yahut işletmedeki bozukluklara ilişkin yapıcı ve objektif eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten dahi söz edilemez. Üçüncüsü, sözler yalnızca işverene değil işveren temsilcisine yöneltilmiş olsa dahi aynı ölçütler uygulanır (Y9.HD, 21.12.2020, E. 2017/24030, K. 2020/19345).
Emsal Kararlar
Emsal Karar 1: Sosyal medyada sarf edilen hakaret niteliğindeki söz
- Somut Olay
21.01.2011-24.02.2015 tarihleri arasında çalışan işçi, kişi belirtmeksizin sosyal medya hesabından “Allah belalarını versin” biçiminde bir paylaşımda bulunmuştur. İşveren, sözlerin objektif eleştiri sınırını aştığını ve kendisini kötülediğini belirterek iş sözleşmesini tüm hakedişlerini ödemek suretiyle feshetmiştir. İşçi, feshin sendikal sebebe dayandığını ileri sürerek işe iade istemiştir.
- İlk Derece Aşaması
Mahkemece, paylaşımda kişi belirtilmediği gerekçesiyle feshin son çare olması ilkesine aykırı davranıldığı kabul edilerek dava kabul edilmiştir.
- Yargıtay'ın Gerekçesi
“…davacının sosyal medya (facebook) hesabından 18.02.2015 tarihinde 'Allah belalarını versin' şeklindeki paylaşımının işveren / işveren yetkililerine yönelik hakaret niteliğinde yazışma olduğu, davalı işverenin haklı fesih yoluna başvurabilecekken, davacıya yasal haklarını ödemek sureti ile iş akdini feshettiği, davacının bu yazışma nedeniyle yapılan davalı işveren feshinin geçerli nedene dayandığı anlaşılmakla, mahkemece feshin geçersiz olduğunun kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”
- Karar
Mahkeme kararı bozularak ortadan kaldırılmış, dava reddedilmiştir.
Emsal Karar 2: Yakınma niteliğindeki paylaşım hiçbir fesih sebebi oluşturmaz
- Somut Olay
Aynı tesiste faaliyet gösteren komşu firmanın kendi çalışanlarına hediye dağıtması üzerine işyerinde huzursuzluk yaşanmış ve işveren, konunun konuşulmamasını bildiren bir yazıyı duyuru panosuna asmıştır. İşçi bu yazıyı sosyal medya hesabında “Bütün arkadaşlarımın dikkatine))))))) işte bakın ne kadar büyük bir firmada çalıştığımızı bir kez daha bizlere ifade ettiler, bizler bu kadar aşağılanacak ne yaptık bilmiyorum…..” yorumuyla paylaşmıştır. İş sözleşmesi tazminatsız biçimde feshedilmiştir.
- Yargıtay'ın Gerekçesi
“Dava konusu olayda davacı tarafından sosyal medya hesabında yapılan paylaşımın hakaret ve sataşma niteliğinde olmadığı, yakınma niteliğinde olup eleştiri sınırları içinde kaldığı … 4857 sayılı Yasanın 18. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede de söz konusu paylaşımın iş ilişkisinin devamını çekilmez kılacak nitelikte bulunmadığı, davacının yaptığı bu paylaşım nedeniyle işverenin işletmesel menfaatlerinin zarar gördüğüne, çalışma düzeninin bozulduğuna ilişkin de bir delil bulunmadığı, buna göre davacının yaptığı paylaşımın işverene haklı nedenle fesih imkanı vermeyeceği gibi geçerli nedenle fesih imkanı da vermeyeceği anlaşılmıştır.”
- Karar
Bölge adliye mahkemesi kararı bozularak ortadan kaldırılmış, feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verilmiştir. İşe başlatmama tazminatı beş aylık brüt ücret tutarında belirlenmiştir.
Emsal Karar 3: Anayasa Mahkemesi ölçütleri: ifade özgürlüğü ve özel hayata saygı
- Somut Olay
Bir belediye şirketinde 1999 yılından beri çalışan işçinin iş sözleşmesi, teftiş kurulu raporuna dayanılarak, kendi sosyal medya hesabından farklı tarihlerde yaptığı paylaşımlar nedeniyle m. 25 uyarınca feshedilmiştir. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi feshi geçerli saymış, Daire kararı onamıştır. İşçi bunun üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
- Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi
AYM, derece mahkemelerinin şu hususları hiç incelemediğini tespit etmiştir:
“…başvurulara konu paylaşımların mesai saatleri içinde ya da iş araçlarıyla yahut işyerinde yapıldığının … ileri sürülmediği, söz konusu paylaşımların başvurucuların işi, işyeri veya işvereni ile bir ilgisi olduğu da mahkemelerce kabul edilmediği, başvurucuların söz konusu açıklamalarının somut olarak işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz olarak etkilediğine ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmediği; … işverenin zarar gören işletme menfaatlerinin neler olduğunun açıklanmadığı … başvuruculara uygulanan işten çıkarma yaptırımının başvuranların kıdemi ve başvurulara konu eylemleri dikkate alındığında amaçlanan hedeflere ulaşmak için son derece ağır olduğu…”
Bu gerekçelerle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı ile 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiştir.
- Karar
Yeniden yapılan yargılamada feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesi bu sonucu hukuka uygun bulmuş, Daire de 09.10.2025 tarihinde kararı onamıştır.
Emsal Karar 4: Üçüncü kişiye yönelik söz işveren bakımından haklı sebep oluşturmaz
- Somut Olay
2007 yılından beri çalışan işçi, bir sosyal medya gönderisine yaptığı yorumda üyesi bulunduğu sendikanın genel başkanına yönelik ağır ifadeler kullanmıştır. İşveren, disiplin kurulu kararıyla iş sözleşmesini m. 25/II uyarınca tazminatsız feshetmiştir. İşçi, kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle dava açmıştır.
- Yargıtay'ın Gerekçesi
“…davacının üyesi olduğu Sendika Başkanına yönelik söyleminin işveren açısından 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(e) hükmünde yer alan doğruluk ve bağlılığa uymayan … boyutunda olmadığı değerlendirilmiştir. Kaldı ki davacı tarafın, davalı işyeri çalışanı olmayan Sendika Başkanına yönelik belirtilen söylemi nedeniyle iddia olunduğu gibi toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde ne surette olumsuzluk yaşandığı hususu somut olarak ortaya konulamadığı gibi kabul gerekçesine dayanak yapılan işyerindeki çalışma barışının bozulduğu olgusu da dosya kapsamına göre sübut bulmamıştır.”
- Karar
Bölge adliye mahkemesi kararı bozulmuş; işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı kabul edilmiştir.
İspat Bakımından Hazırlanması Gerekenler
Uygulamada Sık Karşılaşılan Hata
İşveren tarafında en sık karşılaşılan hata, paylaşımın varlığını ispatlamanın yeterli sayılmasıdır. Yukarıda incelenen kararların tamamında Dairece aranan husus, paylaşımın işyerinde somut bir olumsuzluğa yol açtığının ortaya konmasıdır. Bu ispatlanamadığında fesih, ne haklı ne de geçerli sayılmaktadır. İşçi tarafında ise sık karşılaşılan hata, paylaşımın kendisine ait olmadığını ileri sürmektir; ekran görüntüleri ve hesap kayıtları dosyada bulunduğunda bu savunma sonuç vermemekte, buna karşılık asıl güçlü savunma alanı olan bağlam, ölçülülük ve zarar tartışması kaybedilmektedir.