Aynı kamu kurumuna ait işyerlerinde aralıksız çalışan işçinin kıdem tazminatını, alt işveren (taşeron şirket) değişse dahi o kamu kurumu ödenmesi gerekir; işçi aynı alt işverenle farklı kamu kurumlarında çalıştırılmışsa ödeme yükümlüsü son kamu kurumudur. Ancak bu düzenleme, taşeron şirketin işçiye karşı doğrudan sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. İşçi, kıdem tazminatının ödenmemesi halinde hem kamu kurumuna hem de taşeron firmaya karşı dava açıp tazminatının ödenmesini talep edebilmektedir.
Yasal Dayanak
4857 sayılı İş Kanunu m. 112 hükmü, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu m. 62/1-(e) kapsamındaki hizmet alımlarında şu ayrımı getirmektedir:
“a) Alt işverenlerin değişip değişmediğine bakılmaksızın aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu şekilde çalışmış oldukları sürelere ilişkin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit olunur. Bunlardan son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatları ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından, b) Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden … farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.”
Aynı madde, farklı kamu kurumları arasında geçen sürelerin toplamı üzerinden ödeme yapıldığında, ödemeyi yapan son kurumun diğer kurumlardan tahsil hakkı bulunduğunu, ancak merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idareler arasında bu tahsilin yapılmayacağını ayrıca düzenlemektedir.
| Durum | Sorumlu |
|---|---|
| Alt işveren değişse de aynı kamu kurumunda aralıksız çalışma | Kamu kurumu |
| Aynı alt işveren, farklı kamu kurumlarında çalıştırma | Son kamu kurumu |
| Kamu kurumunun taşerona rücu imkânı | 4857 m. 2/6 uyarınca saklıdır; m. 112 bu hakkı kaldırmamaktadır |
Emsal Kararlar
Emsal Karar 1: Kamu kurumunun tek başına sorumlu tutulması, taşeronun sorumluluğunu kaldırmaz
- Somut Olay
Davacı, asıl işveren kamu kurumunun alt işvereni olan davalı şirkette çalıştığını ileri sürerek emeklilik nedeniyle hak ettiği kıdem tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Yerel mahkeme, davacının kıdem tazminatına hak kazandığını kabul etmiş, ancak 4857 m. 112 hükmünü yanlış yorumlayarak yalnızca asıl işveren kamu kurumunu sorumlu tutmuş ve alt işveren şirket aleyhindeki davayı reddetmiştir.
- Yargıtay'ın Gerekçesi
“4857 sayılı Yasa'nın 112. maddesinin amacı, işçinin kıdem tazminatını güvence altına almaktır. Bu madde ile davacının işvereni olan Şirketin sorumluluğu kaldırılmadığı gibi, kamu kurumunun rücu hakkını da ortadan kaldırmamıştır.”
- Karar
Alt işveren şirket aleyhindeki davanın reddine ilişkin hüküm bozulmuş; kıdem tazminatından her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir.
Emsal Karar 2: Önceki alt işverenlerin sorumluluğu kendi dönemiyle sınırlı kalır
- Somut Olay
Davacı, davalı Bakanlığa bağlı işyerinde art arda değişen taşeron şirketler nezdinde çalışmış, iş sözleşmesinin feshi üzerine kıdem tazminatı talep etmiştir. Yerel mahkeme, 6552 sayılı Kanun'la getirilen düzenleme gereği kıdem tazminatından yalnızca davalı Bakanlığın sorumlu olduğuna karar vermiş, son alt işverenler aleyhindeki talebi reddetmiştir.
- Yargıtay'ın Gerekçesi
“Buradaki asıl sorun, 112. maddeye eklenen fıkralarla, kamu kurumları açısından kıdem tazminatından sorumluluğun, salt son işveren kamu kurumu ile sınırlandırılıp sınırlandırılmadığıdır. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesi hükmüne göre; kıdem tazminatından asıl işveren ve alt işverenin birlikte sorumluluğunun söz konusu olduğu ve sözü edilen hükümde bir değişiklik yapılmadığı halde, Kamu İhale Mevzuatına tabi alt işverenlik sözleşmeleri kapsamında çalışanların kıdem tazminatının salt son kamu kurumunda ödeneceğinin öngörülmesi, işçi açısından seçimlik hakkı bertaraf etmeyecektir.”
Daire ayrıca önceki alt işverenlerin sorumluluğunun sınırlarını da belirlemiştir: önceki alt işverenler, kıdem tazminatı bakımından yalnız kendi çalıştırdıkları süre ve devir anındaki ücret seviyesiyle sorumlu tutulmakta, feshe bağlı olmayan bu dönem için ihbar tazminatından sorumlu tutulmamaktadır.
- Karar
Son alt işverenler bakımından da müşterek ve müteselsil sorumluluk kurulması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Emsal Karar 3: Asıl işverenin rücu imkânı m. 112 ile ortadan kalkmaz
- Somut Olay
Hastanede 2000-2012 yılları arasında temizlik işçisi olarak değişen taşeron şirketler nezdinde çalışan davacı, emeklilik nedeniyle hak ettiği kıdem tazminatının davalı Bakanlık ve son taşeron şirketten tahsilini talep etmiştir. Uyuşmazlık, önceki bir bozma ilamının (9. Hukuk Dairesi, 16.01.2020, E. 2016/21951, K. 2020/514) uygulanmasına ilişkindir.
- Yargıtay'ın Gerekçesi
Daire, önceki bozma ilamındaki ilkeyi aynen sürdürmüştür:
“6552 ... Kanun ile 112 nci maddeye eklenen ikinci fıkrasının (a) bendinde getirilen düzenlemenin işçinin gerçek işvereni olan alt işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu nedenle … 112 nci maddesine … eklenen ikinci fıkranın (a) bendine yanlış anlam yüklenerek davacının kıdem tazminatından alt işverenin sorumluğunu ve özellikle asıl işverenin rücu imkânını ortadan kaldıracak şekilde sadece Bakanlığın sorumlu tutulmasının hatalı olduğu.”
- Karar
Yerel mahkemenin, Bakanlık ile taşeron şirketi müştereken ve müteselsilen sorumlu tutan kararı onanmıştır.
İspat Bakımından Hazırlanması Gerekenler
Uygulamada Sık Karşılaşılan Hata
İşçinin sık düştüğü hata, 4857 m. 112 hükmünü gerekçe göstererek davayı yalnızca son kamu kurumuna yöneltmek ve taşeron şirketi davaya dahil etmemektir. Yargıtay içtihadına göre bu madde işçiye ek bir güvence sağlamakta, ancak taşeron şirketin asıl işveren-alt işveren ilişkisinden doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Yalnızca kamu kurumuna açılan bir davada, kurumun ödeme gücü veya bütçe tertibi sorunları nedeniyle tahsil süreci uzayabilmekte; taşeron şirketin davaya dahil edilmesi ise ekstra bir avantaj sağlamaktadır.