Gazetecilik mesleğini yürüten herkes 5953 sayılı Basın İş Kanunu'na tabi değildir. Kanun “gazeteci” kavramını mesleki anlamda değil, kendi uygulama alanıyla sınırlı olarak tanımlamaktadır. Buna göre Türkiye'de yayımlanan bir gazete, internet haber sitesi, dergi, haber veya fotoğraf ajansında fikir ve sanat işinde, ücret karşılığı ve bağımlı olarak çalışan kişi Kanun anlamında gazetecidir.
Özel radyo ve televizyonlarda ise haber biriminde, haberin oluşumuna doğrudan katkı sağlayan bir görevde çalışan kişiler de Basın İş Kanunu Kanununa tabi olacaktır.
Yine kişinin basın kartının bulunmaması da tek başına bu kanunun uygulanmasını engellememektedir.
Kamu kurumlarında haber üreten memur ve hizmetliler, bağımlı olarak çalışmayan serbest gazeteciler ve televizyonda haber dışı programlarda çalışanlar ise mesleki anlamda gazetecilik yapsalar da 5953 sayılı Kanun'a tabi değildir. Bu kişilerin çalışma ilişkisi, durumlarına göre İş Kanunu, Türk Borçlar Kanunu veya kamu personel mevzuatı uyarınca belirlenmektedir.
“Gazeteci” ifadesi, 5953 sayılı Kanun m. 1'de teknik anlamıyla kullanılmaktadır; Yargıtay kararlarında da “gazeteci sayılma” ifadesi teknik anlamda yer almaktadır. Bir kişinin Basın İş Kanunu kapsamına girmemesi, mesleki bakımdan gazeteci olmadığı anlamına gelmemektedir. Kanun kapsamı dışında kalmanın sonucu ise, kıdem tazminatı, ihbar süresi ve ikramiye gibi hakların 5953 sayılı Kanun'a göre değil, kişinin tabi olduğu diğer mevzuata göre belirlenmesidir.
Yasal Dayanak
Gazetecilerin çalışma ilişkisi 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. Kanunun 1. maddesi; Türkiye'de yayımlanan gazete, internet haber siteleri ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan kişileri kapsamına almakta ve bu kişileri İş Kanunu'ndaki işçi tanımının dışında tutmaktadır. Maddenin ikinci fıkrası gazeteciyi şöyle tanımlamaktadır:
“Bu Kanunun şümulüne giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci denir.”
Kanunun 2. maddesi kamu kesimini kapsam dışında tutmaktadır:
“Birinci maddenin şümulü dahilinde bulunup da Devlet, vilayet ve belediyeler ve İktisadi Devlet Teşekkül ve müesseseleriyle sermayesinin yarısından fazlası bu teşekküllere ait şirketlerde istihdam edilen memur ve hizmetliler hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.”
Radyo ve televizyonlar bakımından 6112 sayılı Kanun m. 23 şu hükmü içermektedir:
“Medya hizmet sağlayıcılarının haber birimlerinde çalıştırılacak basın kartlı personelin asgarî sayısını Üst Kurul belirler. Bu personel 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna tabidir.”
Hükmün lafzı basın kartlı personelden söz etmekle birlikte, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi maddeyi özel radyo ve televizyonların haberle ilgili birimlerinde çalışanları 5953 sayılı Kanun'a bağlayan bir düzenleme olarak yorumlamakta ve basın kartı sahipliğini ayrı bir koşul olarak aramamaktadır. Daire, bu çalışanlar bakımından haberin oluşumuna doğrudan katkıyı aramaktadır (9. HD E.2016/23230 K.2019/4741):
“Özel radyo ve televizyonların haberle ilgili birimlerinde çalışanlar yönünden fikir ve sanat işi yapma koşulu söz konusu değildir. Ancak haberle ilgili birimde çalışma kavramı, haberin oluşumuna doğrudan katkı sağlama olarak değerlendirilmelidir.”
Haber biriminde görev yapmak da tek başına yeterli kabul edilmemektedir. Yargıtay önüne gelen bir uyuşmazlıkta, bir haber kanalında haber bültenlerine grafik desteği veren, aynı zamanda dizi ve yarışma programlarına da katkı sağlayan grafik ve artistik hizmetler direktörünün haberin oluşumuna doğrudan katkısı bulunmadığı kabul edilmiş, bu kişinin İş Kanunu'na tabi olduğuna ilişkin karar onanmıştır (9. HD E.2022/11234 K.2022/14413).
Basın İş Kanunu'na Tabi Olmayanlar
| Durum | Kapsam dışı kalma nedeni | Uygulanacak hükümler |
|---|---|---|
| Kamu kurum ve kuruluşlarında ve sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait şirketlerde haber üretenler | 5953 m. 2 | Memurlar bakımından kamu personel mevzuatı, işçi statüsündekiler bakımından İş Kanunu |
| Talimata ve düzenli çalışma düzenine bağlı olmadan, iş başına yazı veya fotoğraf veren serbest gazeteci | Bağımlılık unsuru bulunmamaktadır | Türk Borçlar Kanunu'nun eser veya vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümleri |
| Televizyonda haber dışı (gezi, kültür, eğlence) program hazırlayan veya sunan | Haber birimi koşulu gerçekleşmemektedir | İş Kanunu |
| Haber biriminde çalışmakla birlikte haberin oluşumuna doğrudan katkısı bulunmayanlar | Doğrudan katkı koşulu gerçekleşmemektedir | İş Kanunu |
| Basın kuruluşu dışındaki işyerlerinde (ör. şirketlerin kurumsal iletişim birimlerinde) içerik üretenler | m. 1'deki işyeri koşulu gerçekleşmemektedir | İş Kanunu |
Emsal Kararlar
Emsal Karar 1: Telif sözleşmesi adı altındaki köşe yazarlığı basın iş sözleşmesidir
- Somut Olay
Bir gazetede on yıl köşe yazarlığı ve röportaj yazarlığı yapan, son dönemde gazetenin temsilciliğini de yürüten davacı, işçilik alacaklarını istemiştir. İşveren, taraflar arasında “telif sözleşmesi” bulunduğunu savunmuştur. Mahkeme; davacının basın kartının olmamasını, başka işyerlerinden sigortalı gösterilmesini ve telif başlıklı sözleşmeyi esas alarak davayı reddetmiştir.
- Yargıtay'ın Gerekçesi
“Davacının başka işyerlerinden sigortalı bildirimi yapılmış olması, tek başına davalıda çalışması bulunmadığı şeklinde yorumlanamaz. Kaldı ki 5953 sayılı Kanun'un 13/1 hükmüne göre, aksi kararlaştırılmadığı takdirde basınla alakası olsun veya olmasın basın işçisi, başka iş yapmakta serbesttir.”
“Yapılan açıklamalara ve dosya içeriğine göre davacının davalı bünyesinde, 09.04.2005 tarihinden itibaren 5953 sayılı Kanun anlamında fikir işçisi olarak çalıştığı kabul edilmelidir.”
- Karar
Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur. Daire, ücretin telif adı altında yapılan ödemelerin aylık ortalamasından belirlenmesini istemiştir.
Emsal Karar 2: Basın kartının bulunmaması 5953 sayılı Kanun'un uygulanmasına engel değildir
- Somut Olay
Bir dergide yazı işleri müdürü olarak çalışan davacı, alacaklarının 5953 sayılı Kanun'a göre hesaplanmasını istemiştir. Daha önce açılan bir tespit davasında, basın kartı çıkarılmadığı gerekçesiyle belirli bir tarihten sonraki çalışmasının Basın İş Kanunu'na tabi olmadığı belirlenmiştir. Mahkeme bu ilama dayanarak o dönem için İş Kanunu'nu uygulamıştır.
- Yargıtay'ın Gerekçesi
“Davacının basın kartının bulunmaması 5953 sayılı Kanun kapsamında çalışamayacağı anlamına gelmemektedir.”
“Yapılan açıklamalara ve dosya içeriğine göre davacının davalı bünyesinde yazı işleri müdürü olarak çalıştığı sabit olmakla 5953 sayılı Kanun anlamında fikir işçisi olarak çalıştığı kabul edilmelidir.”
- Karar
Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
Emsal Karar 3: Haber dışı program yapan televizyon çalışanı İş Kanunu'na tabidir
- Somut Olay
Uzun yıllar muhabirlik yapmış olan davacı, ulusal bir haber kanalında gezi, kültür ve sanat programları hazırlayıp sunmuştur. İşveren, telif sözleşmesiyle serbest çalıştığını savunmuştur. Bölge adliye mahkemesi, davacıyı 5953 sayılı Kanun kapsamında kabul etmiştir.
- Yargıtay'ın Gerekçesi
“Öncelikle tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde davacı ile davalı işveren arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğunun kabulü yerindedir.Ancak davacının Basın İş Kanunu kapsamında çalıştığının kabulü yerinde olmamıştır.”
“Davacının yaptığı programların haber programı niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.”
- Karar
Hüküm bozulmuş; davacının İş Kanunu kapsamında çalıştığının kabulü gerektiği belirtilmiştir.
İspat Bakımından Hazırlanması Gerekenler
Uygulamada Sık Karşılaşılan Hata
En sık karşılaşılan yanılgı, Kanun'daki “gazeteci” tanımının meslek tanımıyla özdeşleştirilmesi ve televizyonda ya da basın kuruluşunda yapılan her görevin Kanun kapsamında olduğu düşünülmesidir. Oysa kanun, gazeteci tanımını ayrıca yapmakta ve yapılan işin niteliğine göre kapsama dahil kabul etmektedir.