Tam Yılı Doldurmayan Artık Aylar İçin Kıstelyevm Usulüyle Yıllık İzin HesaplanamazYargıtay 9. Hukuk Dairesi - 2015/27272 E. , 2018/23869 K. , 21.12.2018
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle; davacının, davalı işyerinde 03.07.2000- 31.05.2013 tarihleri arasında Ödeme İşlemleri Memuru olarak çalıştığını, davacının 02.05.2013 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan alınan ve yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamladığına ilişkin yazıyı da ekleyerek işverene dilekçe verdiğini, işverenin maille ödeme yapılacağını söylemesine rağmen ödeme yapılmadığını, davacının son net ücretinin 8,263,73 TL olduğunu, ayrıca hayat sigortası, sağlık sigortası bireysel emeklilik sigortası olduğunu, davacının çalıştığı her yıl başarı primi aldığını, son ayın priminin ödenmediğini, davacıyı senelik izinlerinin eksik kullandırıldığını iddia ederek; bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının 03.07.2000-31.05.2013 tarihleri arasında çalıştığını, davacının son aylık brüt ücretinin 12.000,00 TL olduğunu, davacının amacının emeklilik olmadığını, 10.06.2013 tarihinde başka bir firmada çalışmaya başladığını, 2013 yılı için prim ödenmesi yönünde alınmış bir kurul kararı olmadığını, davacının davalı bankadan yıllık izin alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir
2- Somut uyuşmazlıkta, davacı yıllık izin talebinde bulunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 12 tam yıl ve 5 aylık kıdemine göre yıllık izin ücreti hesabı yapılmış ve davacının 12 tam yıl için 240 gün, 5 aylık hizmet süresi için ise 9 gün yıllık izin ücreti alacağı olduğu, davacının toplamda 245 gün yıllık izin kullandığı ve bakiye 4 gün izin alacağı bulunduğu tespit edilmiş ve mahkemece bu miktar hüküm altına alınmıştır. Ancak yıllık izin ücreti hesabında her bir tam yıl için yıllık izin ücreti hesaplanması gerekirken tam yılı doldurmayan aylar için kıstalyevm hesabı yapılarak izin ücreti hesaplanması hatalıdır.
Hükme dayanak bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının kıdemine göre yıllık izin süresi 240 gün, davacının kullandığı yıllık izin ise 245 gün olmakla yıllık izin ücreti talebinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/12/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yakın PerspektifKararın Hukuki Sonuçları
#Bir yılı doldurmayan artık aylar için yıllık izin hesaplanır mı?
Hayır; yıllık izin hakkı her bir TAM hizmet yılı için doğar, tam yılı doldurmayan artık aylar için kıstelyevm (oranlama) usulüyle izin hesaplanamaz. Yargıtay 9. HD, 2015/27272 E., 2018/23869 K. sayılı kararında (21.12.2018), 12 tam yıl 5 aylık kıdemi bulunan işçinin 5 aylık artık süresi için bilirkişinin 9 gün izin hesaplamasını hatalı bulmuştur.
#İşçi hak ettiğinden fazla izin kullanmışsa yine de izin ücreti alabilir mi?
Hayır; kullanılan izin, hak edilen izin süresini aşıyorsa talebin reddi gerekir. 2015/27272 E. sayılı kararda davacının kıdemine göre hak ettiği izin 240 gün, fiilen kullandığı izin ise 245 gündür. Yargıtay, artık aylar için kıstelyevm hesabı çıkarıldığında bakiye izin kalmadığını, izin ücreti talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini belirtmiştir.