Beş yıldır. Fazla çalışma ücreti geniş anlamda ücret niteliğinde olduğundan her ayın alacağı, ödenmesi gereken tarihten itibaren ayrı ayrı zamanaşımına uğramaktadır. Dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem talep edilebilmekte, arabuluculukta geçen süre bu hesaba eklenmektedir. Zamanaşımı mahkemece kendiliğinden gözetilmemekte, işverenin süresinde itiraz etmesi gerekmektedir.
Yasal Dayanak
Süre, 4857 sayılı İş Kanunu m. 32 hükmünün son fıkrasında düzenlenmiştir:
“Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.”
Türk Borçlar Kanunu m. 147 hükmü de “ücret gibi diğer dönemsel edimler” için beş yıllık zamanaşımını öngörmektedir. Fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücretleri bu kapsamdadır. Arabuluculuğun etkisi ise kapsam dışı olduğundan bağlantı verilmeyen 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/17 hükmünde düzenlenmiştir:
“Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.”
Sürenin Başlaması, Durması ve Kesilmesi
| Olay | Zamanaşımına etkisi |
|---|---|
| Aylık ücretin ödenmesi gereken tarih | Her ayın alacağı için süre ayrı ayrı başlar |
| Arabuluculuk başvurusu | Son tutanağa kadar süre durur; kalan süre sonra işlemeye devam eder |
Zamanaşımı itirazı üzerine alacağın dava tarihinden geriye beş yılla sınırlandırılması gerekliliği Yargıtay'ın E. 2016/28794, K. 2020/12427 sayılı kararında ele alınmıştır.
Zamanaşımı İtirazının Süresi
Zamanaşımı bir def'idir, yani ancak borçlunun ileri sürmesiyle dikkate alınan bir savunmadır. İşveren bu savunmayı cevap dilekçesinde yapmalıdır.
Emsal Karar
Emsal Karar 1: Davalılardan birinin zamanaşımı itirazı diğerine de sirayet eder
- Somut Olay
Bir belediyeye bağlı alt işverenlerde 2005 yılından itibaren özel güvenlik görevlisi olarak çalışan işçi; kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını asıl işveren belediye ile son alt işveren şirketten talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, süresinde ileri sürülen zamanaşımı def'ini davalılar bakımından ayrı ayrı değerlendirmiş ve her bir davalıyı farklı miktarlardan sorumlu tutmuştur.
- Yargıtay'ın Gerekçesi
Dairece, asıl işveren ile alt işverenin müteselsil sorumluluğunda zamanaşımı def'inin niteliği şöyle açıklanmıştır:
“Davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olup müşterek-müteselsil sorumlulukta ortak def'i olan zamanaşımı def'inin davalılardan biri tarafından ileri sürülmesi durumunda diğer davalılara da sirayet ettiği gözetilmeksizin her bir davalının ayrı ayrı miktarlarda sorumlu tutulması hatalıdır.”
- Karar
Davalıların zamanaşımı def'i yönünden ayrı ayrı miktarlarda sorumlu tutulması hatalı bulunarak karar bozulmuştur.